Sözünde durmak, vadettiklerini yerine getirmek, sözüne sadık kalmak VEFADIR…
Geleneksel toplumların güçlü duygularından olan vefanın modern toplumlarda zayıflaması, yabancılaşma olgusu ile doğru orantılı olarak gelişmektedir. Sözünde durmak, sevgide bağlılık, yapılan iyilikleri unutmamak ve buna göre davranmak ise vefalı olmanın gerekliliğidir. Kısaca, vefa hepimizin erdemidir.
Vefalı mıyız… Ailemize, arkadaşlarımıza, etraftaki insanlara, şehrimize ve de ülkemize? Bu soruyu kendimize sorup cevabını kendimizden alalım.
Ortadoğu’da 100 yıl kadar önce emperyalizm tarafından sınırları cetvelle çizilen devletler, kısa süreler hariç tam bağımsız olamadılar, uluslaşamadılar. Bilime dayalı, laik bir devlet kurup çağdaşlaşamadılar, kadınlarına temel haklarını veremediler. Toplumlarına vefa gösteremediler. Ortadoğu gerçekleri görmek zorunda artık. Din, mezhep bağı, aşiret, cemaat kültürü akıl ve bilim dışılık kurtuluşu sağlayamayacak. Bilime vefa, bilime sarılma…
BOP kapsamında Ortadoğu’yu şekillendiren ABD emperyalizmi ve işbirlikçileri adım adım ilerlemektedir. Bu durum ülkemiz için büyük tehdit oluşturmaktadır. Parlementer sistemden saray rejimine geçilmesi, meclisin zayıflatılması, anayasa değişikliği dayatılması, eğitimin tarikatlara teslim edilmesi gibi birçok etmenle ulus devlet siyasal İslamcılar tarafından hedef alınmıştır. Her geçen gün ekonomi hızla zayıflatılmaktadır.
“Yurtta sulh, cihanda sulh” sözleri ile dünyaya örnek olan liderimiz Atatürk, komşularımızla barış içinde yaşayacağımız bir politika izlemiştir.
İsrail; “Bizim için Yukarı Mezopotamya’daki su kaynakları ve hububat kuşağı vazgeçilmezimizdir” diyerek bizim Güneydoğu Bölgemizi kastetmektedir. Sınırlarımızdaki tehlikenin farkına vararak bağımsızlığımızı korumalıyız. En büyük vefa örneğini göstererek ülkemize kimsenin göz dikmesine izin vermemeliyiz.
“En vefakar dostumuz gölgemizdir, o da yoldaşlık etmek için güneşli havayı bekler.” (Cenap ŞAHABETTİN)
Yorum Yazın
Facebook Yorum