Gösteriş, genellikle kişinin kendisini olduğundan farklı, daha üstün veya daha başarılı gösterme çabasını yansıtır. Bu çaba, dışarıya bir güven işareti olarak sunulsa da, aslında derinlerde bir güvensizliğin, eksiklik duygusunun ve belki de değersizlik hissinin tezahürüdür.
Bir insan neden gösteriş yapma ihtiyacı duyar? Genellikle, başkalarının onayını alma arzusundan kaynaklanır. Kendi değerini başkalarının gözünden belirlemeye çalışmak, kişinin içsel bir boşluğa sahip olduğunu gösterir. Oysa ki, gerçek özgüven ve içsel huzur, dışsal onaydan bağımsızdır. Kendisiyle barışık olan, içsel değerini bilen bir insan, başkalarının takdirine muhtaç değildir. Böyle biri, sade bir yaşam tarzını benimseyebilir, çünkü bilmektedir ki insanın değeri, sahip olduklarından veya başkalarının ona sunduğu övgülerden değil, kendi iç dünyasından gelir.
Gösterişin arkasında yatan eziklik, toplumda yaygın bir sorun haline gelmiştir. Sosyal medya çağında, bireyler arasında rekabet duygusu artmış, herkes en iyi görünmek, en çok beğeniyi toplamak için adeta bir yarış içine girmiştir. Ancak bu yarış, kişinin ruhunu daha da yıpratmakta, onu bir kısır döngüye sürüklemektedir. Bu döngüde, sürekli daha fazla gösteriş yapma ihtiyacı doğar, çünkü kişi içsel boşluğunu bir türlü dolduramaz. Her yeni gösteriş, geçici bir tatmin sağlar, ancak bu tatmin, hızla yerini yeniden bir eksiklik hissine bırakır.
Sonuç olarak, fazla gösteriş yapmak, derinlerde yatan bir güvensizlik ve değersizlik duygusunun dışavurumudur. Gerçek değer, sade yaşamda, içsel huzurda ve kişinin kendisiyle barışık olmasında yatar. Gösterişten uzak durmak, bu içsel huzura ulaşmanın ilk adımıdır. Sadelik, insanın gerçek değerini yansıtır; gösteriş ise yalnızca geçici bir maskedir.
Yorum Yazın
Facebook Yorum