Hayat, bir okuldur. Bu okulda öğrendiğimiz dersler; sabır, şükür, sevgi, adalet, merhamet ve hikmet gibi erdemlerden oluşur. Her birimiz bu dünyaya belli bir süreliğine gönderiliriz, tıpkı bir öğrencinin okuluna belirli bir süre için kayıt olması gibi. Hayat okulumuzda, bazen sınavlardan geçeriz, bazen derslerde başarılı oluruz, bazen de hatalar yaparız. Ama en nihayetinde, hepimiz bir gün bu okuldan mezun olacağız.
Ölüm, bir son değildir; bilakis, hayatın getirdiği sınavlardan sonra mezuniyetimizin bir işaretidir. Nasıl ki bir öğrenci, yıllarca süren eğitim sürecinin sonunda diploma alarak okuldan ayrılır, bizler de ölümle birlikte dünyadaki görevlerimizi tamamlayarak ahiret hayatına geçiş yaparız. Bu geçiş, bizim ebedi hayata adım atmamız, yeni bir başlangıç yapmamız demektir.
Hz. Peygamber (s.a.v) de ölümün bir son olmadığını, aksine, asıl hayatın ölümden sonra başladığını belirtmiştir. Bu bakış açısı, hayatımızı daha anlamlı kılar ve ölüm korkusunu, ebedi saadet yolculuğuna duyulan bir özlem haline dönüştürür. Zira, ölümle birlikte sevdiklerimize kavuşma, Rabbin rahmetine ulaşma umudu vardır.
Ölümden korkmak yerine, onu bir mezuniyet olarak görmek, hayatın geçici olduğunu idrak etmeye yardımcı olur. Bu dünyada yaptığımız her şeyin bir anlamı olduğunu, her anın değerli olduğunu ve sonunda hepimizin hesap vereceği bir günün geleceğini hatırlatır. Ölümle birlikte, bu dünyada kazandığımız iyilikler, yaptığımız ibadetler ve gösterdiğimiz güzel ahlak, ahiret hayatında bizimle birlikte olacak.
Bu nedenle, hayatı bir okul olarak kabul etmeli, ölümün de bu okuldan bir mezuniyet olduğunu anlamalıyız. Her mezuniyet gibi, ölüm de hem bir son hem de yeni bir başlangıçtır. Önemli olan, bu hayatı dolu dolu yaşayarak, ahiret hayatına layık bir şekilde mezun olabilmektir.
Ölüm: Bir Mezuniyet Töreni
Hayat, bir okuldur. Bu okulda öğrendiğimiz dersler; sabır, şükür, sevgi, adalet, merhamet ve hikmet gibi erdemlerden oluşur. Her birimiz bu dünyaya belli bir süreliğine gönderiliriz, tıpkı bir öğrencinin okuluna belirli bir süre için kayıt olması gibi. Hayat okulumuzda, bazen sınavlardan geçeriz, bazen derslerde başarılı oluruz, bazen de hatalar yaparız. Ama en nihayetinde, hepimiz bir gün bu okuldan mezun olacağız.
Ölüm, bir son değildir; bilakis, hayatın getirdiği sınavlardan sonra mezuniyetimizin bir işaretidir. Nasıl ki bir öğrenci, yıllarca süren eğitim sürecinin sonunda diploma alarak okuldan ayrılır, bizler de ölümle birlikte dünyadaki görevlerimizi tamamlayarak ahiret hayatına geçiş yaparız. Bu geçiş, bizim ebedi hayata adım atmamız, yeni bir başlangıç yapmamız demektir.
Hz. Peygamber (s.a.v) de ölümün bir son olmadığını, aksine, asıl hayatın ölümden sonra başladığını belirtmiştir. Bu bakış açısı, hayatımızı daha anlamlı kılar ve ölüm korkusunu, ebedi saadet yolculuğuna duyulan bir özlem haline dönüştürür. Zira, ölümle birlikte sevdiklerimize kavuşma, Rabbin rahmetine ulaşma umudu vardır.
Ölümden korkmak yerine, onu bir mezuniyet olarak görmek, hayatın geçici olduğunu idrak etmeye yardımcı olur. Bu dünyada yaptığımız her şeyin bir anlamı olduğunu, her anın değerli olduğunu ve sonunda hepimizin hesap vereceği bir günün geleceğini hatırlatır. Ölümle birlikte, bu dünyada kazandığımız iyilikler, yaptığımız ibadetler ve gösterdiğimiz güzel ahlak, ahiret hayatında bizimle birlikte olacak.
Bu nedenle, hayatı bir okul olarak kabul etmeli, ölümün de bu okuldan bir mezuniyet olduğunu anlamalıyız. Her mezuniyet gibi, ölüm de hem bir son hem de yeni bir başlangıçtır. Önemli olan, bu hayatı dolu dolu yaşayarak, ahiret hayatına layık bir şekilde mezun olabilmektir.
Yorum Yazın
Facebook Yorum