Günümüzde nezaket ve görgü kuralları toplumun uyum içerisinde yaşaması ve insanların birbirine saygı göstermesi için önemle vurgulanmaktadır. Birçok kişi, bu kuralların sadece modern toplumların icadı olduğunu düşünebilir. Ancak, aslında nezaket ve görgü kuralları, dinin asırlardır öğrettiği edep ve ahlak kurallarıyla birebir örtüşmektedir.
Bir insanın başkalarının eşyalarını kullanmadan önce izin istemesi, Allah’ın "Birbirinizin malını haksız yere yemeyin" (Bakara Suresi, 188) emriyle örtüşmektedir. Dinimiz, başkalarının haklarına saygı göstermeyi ve onlara zarar vermemeyi emreder. Bu, aynı zamanda büyüklere saygı ve küçüklere sevgi göstermekle de ilgilidir. Peygamber Efendimiz (sav), "Büyüğümüze saygı göstermeyen, küçüğümüze merhamet etmeyen bizden değildir" (Tirmizi, Birr, 15) diyerek bu davranışı teşvik etmiştir.
Sevdiklerimizi ziyaret etmek, toplumun kaynaşmasını ve birlikteliğini güçlendiren bir unsurdur. İslam, akraba ziyaretine büyük önem verir ve bu konuda Kur’an-ı Kerim’de "Allah'a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın; ana babaya, akrabalara, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya... iyilik edin" (Nisa Suresi, 36) buyrulur.
Temizlik ve düzenli olma, hem nezaket kuralları hem de dinin edep kuralları arasında yer alır. Peygamber Efendimiz (sav), "Temizlik imandandır" (Müslim, Taharet, 1) diyerek temizliğin, sadece fiziksel değil, ruhsal ve ahlaki anlamda da bir iman gereği olduğunu belirtmiştir.
Bağırmadan ve sakin konuşmak, öfkeyi kontrol edebilmek de hem toplumsal görgünün hem de dinin öğretilerinin bir parçasıdır. Allah, Kur’an’da “Kötülüğü en güzel olanla uzaklaştır. O zaman bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost oluvermiş!” (Fussilet Suresi, 34) buyurarak öfkemizi kontrol etmemizi ve nezaketle yaklaşmamızı emreder.
Bir diğer önemli nokta ise, insanlara hoşgörülü ve anlayışlı davranmaktır. Peygamber Efendimiz’in (sav) “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz” (Buhari, İlim, 11) sözü, hoşgörü ve anlayışın Müslüman'ın yaşamında ne kadar önemli olduğunu gösterir.
Nezaket kuralları arasında yer alan özür dilemek ve teşekkür etmek, aslında tevazu ve şükür duygusunun bir yansımasıdır. Kibir ve gururdan arınmış bir kalp, her zaman hatasını kabul edebilecek kadar cesur ve teşekkür edebilecek kadar alçakgönüllüdür. Aynı şekilde, İslam, verilen sözün tutulmasını ve emanetin korunmasını emreder: "Şüphesiz ki Allah, size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emreder" (Nisa Suresi, 58).
Görgü kuralları olan yemek yerken ağzı kapatarak konuşmak, toplu ulaşım araçlarında yaşlı ve hamilelere yer vermek, trafik kurallarına uymak gibi basit görünen detaylar bile, dinimizin insana, hayata ve çevresine duyduğu saygıyı yansıtır.
Sonuç olarak, nezaket ve görgü kuralları, modern bir toplumda insanların birbirine saygılı davranması için gereken kurallar olarak algılansa da, bu kuralların temelinde dinin asırlardır öğrettiği edep ve ahlak kuralları yatar. Bu benzerlik bize şunu hatırlatır: Din, insanın nasıl yaşaması gerektiği konusunda en temel rehberdir ve hayatın her alanında yol göstericidir. Nezaket ve görgü kurallarının özünü anlamak ve yaşamak, aslında dinin insana öğrettiği edep ve ahlakı hayatımıza yansıtmaktan başka bir şey değildir.
Yorum Yazın
Facebook Yorum