Ülkemizde vatandaşlar arasında huzursuzluk maalesef çığ gibi giderek büyüyor. Halkımızın ortalama yüzde 95'i mutsuz. Hele hele emeklilerimiz, yaşamlarından adeta bıkmış, inanan çoğunluk ise hayatından bezmiş, ölmek isteyenlerle dolu. Emekliye bir dokun bin ah işit. Vatandaş bıkmış; günden güne ahlak çöküntüsü, para için işlenen bebek ve her yaştan insan ile kadın cinayetleri almış başını gidiyor.
Ekonomik sıkıntılar vatandaşın belini bükmüş; bıkmış yaşıyoruz ama nasıl? Bunu keşke TBMM'yi yönetenler, daha doğrusu yönetmeye çalışanlar da bilse. Oysa ülkemizi yaklaşık çeyrek asırdır siyasal İslamcı, dine, ahlaka ve değerlere önem verdiğini söyleyen ve bununla birlikte iktidar olan hükümet yönetiyor ama nasıl yönetiyor? İlk beş yıl dolana kadar her şey güllük gülistanlıktı. Sosyal demokratlar bile mevcut iktidara oy verip güvenmişti... Ta ki çıraklık devri bitene kadar. Türk halkı her şeyi görüp notunu hemen veriyor. Hükümetten çıkan olumsuz açıklamalar memnuniyet yaratmazken, makamının değerini bilmeyen milletvekilleri ve bakanlarımız, kimin elini sıkacağını, kimin sofrasında bir bardak su içeceğinin hesaplarını yapamaz oldular. Acilen önemli kararlara imza atılıp, kadın ve çocuk cinayetlerinin önüne geçilmeli ve her gün yasal olmayan yollardan ülkemiz sınırlarından — tabii ki sınır kalmışsa — ülkemizi yavaş yavaş istila eden mültecilerin önüne acilen bir set çekmemiz lazım.
Ülkemizin bu duruma gelmesindeki en büyük sebep bence sayıları her geçen gün artan mültecilerin maddi ve manevi zararları. "Yeter artık!" Sınırları kapatırsak misafirperverliği de bitiririz. "Herkes köyüne" dersek Türkiye eski günlerine dönecek ve halkımız rahat bir nefes alacaktır. Bu arada her ilde, ilçede oluşan mafyacılar ve tefecilere gerekli ders verilmelidir. Zirveye koşan cinsel taciz ve istismar olayları da alınacak önemli cezalarla azaltılmalıdır. Kısacası önemli ülke sorunlarının halledilmesi görevi mevcut hükümetin görev alanı içerisindedir. Herkes görevini layıkıyla yaparsa bize de bunları yazmak düşmez.
Yorum Yazın
Facebook Yorum