Bir çocuk gülüşü, insanın kalbine düşen güneş ışığı gibidir. O gülüş, dünyanın bütün karanlıklarını aydınlatabilecek bir güce sahiptir. Ancak bazı çocukların gülüşleri, dört duvar arasında hapsedilir. Üstelik o duvarlar ne sıcak bir yuvadır ne de bir oyun odası. Beton zemin, rutubet kokusu ve kırık dökük bir lamba; 5 yaşındaki Nefes’in dünyası işte bu.
Nefes, bir depo köşesinde büyüyor. Çocukluğunun rengarenk balonları yerine, hayatı gri ve soğuk. Nefes’in gülüşü, bir çocuğun masumiyetini değil, bir yetişkinin sabrını taşıyor.
Her gün yanından geçtiğimiz onlarca çocuktan biri Nefes. İhtiyaçları, bizimki kadar basit: biraz sıcaklık, biraz güven, biraz da sevgi. Ama onun yaşam savaşı, bizim görmezden geldiğimiz gerçeklerin bir yansıması.
Peki, Nefes’in gülüşünü özgür bırakmak için ne yapabiliriz? Öncelikle görmeliyiz. Gözlerimizi açmalı ve bu çocukların yaşamlarına şahit olmalıyız. Sonrasında ise bir adım atmalıyız. Belki bir yardım kuruluşuna bağış, belki de yerel yetkililere bir çağrı. Küçük bir çaba, büyük bir fark yaratabilir.
Unutmayalım, bir çocuğun gülüşü kurtarılırsa, dünya biraz daha yaşanabilir bir yer olur. Nefes’in gülüşü sadece ona değil, bize de nefes olur. Çünkü mutluluk bulaşıcıdır; bir çocuğun gözlerindeki ışıltı, hepimizin karanlığını aydınlatabilir.
Şimdi soruyorum: Nefes’in gülüşünü kurtarmak için neyi bekliyoruz?
Yorum Yazın
Facebook Yorum