Günümüz dünyasında, hayatın karmaşası ve günlük telaşlar arasında birçok insan, Allah’ı hatırlamayı ihmal eder. Ancak, insanın yaratılış amacı olan O’na yönelme ve O’nu anma, ruhun en temel ihtiyaçlarından biridir. Allah’ı her an hatırlamak, sadece namaz kılarken ya da dua ederken değil; nefes alırken, iş yaparken, başkalarıyla iletişim kurarken, her durumda ve her an O’nun varlığını ve kudretini bilerek yaşamaktır.
Allah’ı hatırlamak, kalbe huzur ve güven verir. Kur’an’da, “Bilesiniz ki kalpler, ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur” (Rad Suresi, 28) buyurulur. Bu, insanın içsel dengesini sağlamak ve dünya üzerindeki geçici meselelerden uzaklaşmak için Allah’ı sürekli anmasının gerekliliğine işaret eder. Çünkü Allah’ın hatırda olduğu bir kalpte korku, endişe, kıskançlık, öfke gibi negatif duygular yer bulamaz.
Dünyevi başarılar, maddi kazançlar ya da geçici sevinçler, insanın kalbindeki boşluğu dolduramaz. Ancak Allah’ı her an anan biri, zorluklar karşısında dahi metanetini korur; başına gelen her olayı, O’nun bir hikmeti olarak görür. Sıkıntılı bir durumda “Bu da geçer ya Hû” diyebilen bir kalp, Allah’a olan tevekkülünü gösterir.
Her an Allah’ı hatırlamak, insanı daha duyarlı ve erdemli biri yapar. Çevremizdeki her varlık Allah’ın yaratışının bir yansımasıdır. Bir yaprağın yeşilinde, gökyüzünün mavisinde, suyun akışında O’nun işaretlerini görebiliriz. Allah’ı hatırlamak, insana bu güzellikleri fark ettirir ve O’na olan sevgiyi artırır.
Sonuç olarak, Allah’ı her an hatırlamak, hayatın içinde kaybolmamıza engel olur; bize yol gösterir ve maneviyatımızı güçlendirir. Bu dünyada, Allah’ın varlığını her an hissederek yaşamak, bir Müslümanın en büyük kazancı ve huzur kaynağıdır. Bu yüzden, kalplerimizi O’nu anmakla meşgul edelim; dilimizi O’nun zikriyle tatlandıralım.
Yorum Yazın
Facebook Yorum