“Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar; önce onurlarını, sonra özgürlüklerini, daha sonra bağımsızlık ve geleceklerini kaybederler.”
— Mustafa Kemal ATATÜRK
Eskiden Türklerde savaşçı “Alp Kadınlar” vardı. İslam öncesi kadınlar, hayatın her alanında erkekle yan yana, omuz omuza çalışırlardı. Türkler’in Müslümanlığı kabulünden sonra bu gelenek devam etti. Ancak sonraları, erkek egemen ve dinsel geleneklerle kadınlar her alanda baskı altına alındı.
- Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında “Kadınları Çalıştırma Cemiyeti” ile “Birinci Kadın İşçi Taburu” çeşitli ihtiyaçları karşılamak için kuruldu.
Kurtuluş Savaşı’nda ise cephede ve cephe gerisinde kahramanca mücadele eden Türk kadını, Atatürk’ün kurduğu laik Cumhuriyetle tüm haklarına kavuştu. Atatürk bu topraklarda her şeyden önce üç şeyi özgürleştirdi: akıl, vicdan ve kadın.
Mustafa Kemal’in önderliğinde vatan savaşı veren Türk Ordusu’nun bireyleri, “Mustafa Kemal’in Askerleri” ifadesini bir gelenek olarak kullanmışlardır. Mustafa Kemal’in askeri olmak; tam bağımsız, üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin askeri olmak demektir.
Cumhuriyet tarihimizde bir ilki gerçekleştiren kadın teğmenlerimizi yürekten kutluyorum. Kara, Hava, Deniz Harp Okullarının birincileri kadınlarımız. Birinci olan teğmenlerimiz, kılıçlarını havaya kaldırarak vatana, millete, laik ve çağdaş Cumhuriyet’e bağlılık yemini ettiler. Geleneği yerine getirerek “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sloganıyla günü anlamlandırdılar.
“İnsanlar nasıl konuşulması gerektiğinin dersini alırlar. En büyük ilim, nasıl ve ne zaman susulması gerektiğini bilmektir.”
— Lev TOLSTOY
“Anlaşılmak için çırpınmadığın yeri bul. Çünkü anlaşılmadığın yer, ait olduğun yer değildir.”
— Anonim
İnsan olabilmenin güzelliklerini sevgi dolu yaşamak dileğiyle...
Yorum Yazın
Facebook Yorum