Ey gönül, uyan artık. Bu dünya, seni oyalamak için türlü hileler ve aldatıcı güzelliklerle süslenmiş bir serap. Fakat bizim yolumuz, dünyaya dalmak değil; aşk yoludur, hakikat yoludur. İnsan, bu dünyada misafir olduğunu unuttuğu anda kaybolur. Oysa bize düşen, aşkı anlamak ve onun rehberliğinde yürümektir.
Aşk dediğimiz, yalnızca bir kişiye, bir nesneye ya da bir dünyalığa duyulan his değildir. Gerçek aşk, her şeyin özündeki ilahi tecelliyi fark etmekle başlar. Yunus Emre’nin dediği gibi, “Yaratılanı severiz yaratandan ötürü.” Gönlümüzü dar, sınırlarla dolu bir kafese hapsetmek yerine, her şeyi ve herkesi kucaklayan bir deryaya dönüştürmekle yükümlüyüz.
Bu yol kolay bir yol değildir, ey gönül. Aşk yolu, sabır ister, tevekkül ister, fedakârlık ister. Nefsin dizginlenmesini, dünyanın geçici zevklerine sırt çevirmeyi, acıya gülümseyebilmeyi gerektirir. Ama sonunda kazanılan ödül öyle büyüktür ki dünya nimetleri onun yanında bir hiç kalır.
Gel, yolumuzu aydınlatan o ilahi aşk ışığını takip edelim. Dünya ne kadar çekiştirirse çekiştirsin, gönlümüzü ona kaptırmayalım. Çünkü asıl hayat, burada değil; o sonsuzluk diyarındadır.
Yolumuz aşk yoludur, ey gönül. Adım atmaya cesaret edersen, her şeyin üstünde bir huzur ve saadet seni bekliyor. O yüzden uyan, gel artık. Yolda olmak, yolun sonunda olmaktan daha güzeldir. Çünkü yol, bize hakikati öğretir.
Yorum Yazın
Facebook Yorum