Çocukluğumun anıları, yaşanmışlıkları…..çookk uzakta kalmış gibiyken bir yerlerden çıkıp geliyor. Kafam sanki arı kovanı. Her yerden vızıldayarak gelen bir arı anıyı yapıştırıp gidiyor. Her vızıltı başka bir yere götürüyor…
Geçmiş geleceğe köprü kurup geleni geçiriyor, trafik ara sıra tıkansa da geçişler ışık hızında. (geçişler ücretsiz olunca ) Hiç olmadık bir yerde ya da zamanda “zınk “ diye duranlara da söz geçmiyor.
Okullar tatil olur olmaz köye giderdik çocukluğumda. Köy Öğretmeni büyük babamlara. Her çeşit meyve ağaçlarının olduğu, tertemiz suların gürül gürül aktığı , kerpiç evlerin tertemiz sıvandığı köyümüz.( şimdi yerinde yeller esiyor)
Bahçede toplanan çocuklarla oynamaya çıktığımda yanıma toplanan arkadaşlarım, önce ayakkabılarımı inceler, sonra elbiseme bakar dahada ileri giderek elbisemin kumaşını elleriyle yoklar, severlerdi. Ben de onlara boş boş biraz utanarak bakardım.
Neden incelendiğimi, imrenilerek bakıldığımı çok sonra anladım. Onların giysileri ve ayakkabıları ile benimki çok farklıydı. Memur çocuğuyum, evin tek kızıyım üstelik annem dikiş dikiyor.. Beni çok süslerdi, eskiyi yeni yapan yetenekti.
Atatürk’ün anılarını okurken kız kardeşlerinin elbise kavgası beni elbise anıma götürdü.
Bayram yaklaşıyor ama maddi imkansızlıkları var. Kızkardeşleri Makbule ile Naciye ; komşu kızında gördükleri elbiseye hayran kalıp , annelerinden kendilerine de almasını istiyorlar. Zübeyde hanım kuzlarının isteğini geri çevirmek istemeyip ikisine de elbise dikiyor. Bayrama daha bir iki ay var.
Arife günü evde bir gürültü bir kavga kopuyor. Naciye kendisine dikilen elbiseyi giyemiyor, dar çünkü. Ablası Makbule’nin elbisesini giymiş. Bir iki ay önce dikilen elbiseyi tam ölçüye göre diken Zübeyde hanım; kızlarının gelişme çağında olduklarını hesaba katmamış.
Bir gün içinde Makbule’ye tekrar elbise dikip bayrama yetiştirmiş. Mustafa Kemal annesinden bayramlık istemezmiş. Babasının vefatından sonra geçimleri çok zora düşmüş. Gözünün önünde yaşanan bu kavga ve annesinin çözüm üretmesi unutulmaz bir anı olarak kalmış. Bu anıyı okuyunca benimde elbise anım gözümde canlanır.
Hayatımızda en yüce, en güçlü ve yararlı dayanağımız; ana, baba evinden kalma anılarımızdır.. Dostoyevski
Değerli okurlar, “Anılar” yazımı okuyunca çocukluğunuza gider misiniz?…..
Yorum Yazın
Facebook Yorum