İddia ediyorum: bir ay boyunca kimse araba almasın. Çarşı pazar dolaşıyorum; dünkü fiyatlar bugünkü fiyatlara hiç mi hiç uymuyor. Giderek artıyor, yoksulluk aldı başını gidiyor. Tut tutabilirsen!
Ülkemizde satıcı da aynı, alıcı da aynı olunca fiyatların keyfi şekilde yükseltilmesi satıcının umurunda bile olmuyor. Aslında tüketiciler bir araya gelse, birlikte hareket etse, inanın çarşı pazarda fiyatlar tamamen düşer ve bütçemize göre büyük bir rahatlık sağlanır.
Kimse mecburiyet dışındaki gıdaları, giyim kuşamı, eşyayı almasın. Kafe ve lokantalara gitmesin. Hatta günlük ihtiyacımız kadar, taneyle domates, biber alsın. Lüks sayılacak temizlik ve hijyen maddelerini almayalım. Hepsi sadece bir ay, çok değil. Özel araçlarımızı evimizin önüne park edip kilitlesek, akaryakıt fiyatları da düşer.
Piyasa öyle bir daralır ki fiyatlar patır patır geri gelir. Ama algı şöyle işliyor: “Bu hafta al, çünkü haftaya daha yükselecek.” İşte zehirli söz bu!
Şöyle düşünmeliyiz: “Az alayım, almayayım. Alamayanlar da alsın. Ayakkabıya gerek yok. Yumuşatıcı olmasa da olur. Kola almasam ne olur ki? İçmem, olur biter. Lokantaya 500 TL vereceğime evimde ailemle yerim. Kafede ne işim var? Evimizde çayımızı demler, kahvemizi içeriz.”
Bu mantığı yakaladığımız an fiyatlar düşer. Tabii ki bunu uygulayabilsek, hep birlikte güç birliği yapabilsek. Düşüncem budur.
Saygılarımla.
Yorum Yazın
Facebook Yorum